30 Aralık 2010 Perşembe

SUS...

Hayır sus!
Gitmeni anlarım ama sus!
Bahanelerini cüzdanına kaldır.
''Gitmek zorundayım''la başlayan cümlelerini ağzının içine topla.
Küçükken öğrenememişsin.
Ağzında yalan varken konuşma.
[ Özdemir Asaf ]

İsimsiz

Biri sana sorarsa;
Sana, beni sorarsa;
Gitti, der misin?
Gittigimi söyler misin?
Gidiyorum ben sana
Benimle gider misin?

Özdemir Asaf


Yön

Sen bana bakma,
Ben senin baktığın yönde olurum.

Özdemir Asaf



entation

Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç..
Sana diyeceklerim söylemekle bitmez
Yıllardır yaşamımdan çaldığın zamanlar
Adına düğümlendi

Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç..
Başka şehirleri özleyelim orada seninle.
Bu evler,bu sokaklar,bu meydanlar
İkimize yetmez.

Özdemir Asaf

Sensiz

Sensiz de denizi seyredebiliyorum.
Hem dalgalarin dili seninkinden acik.
Ne kadar hatirlatsan kendini bos.
Sensiz de seni sevebiliyorum.
Hep bos konusurduk hatirlar misin, bula bula,
Karsilastigimiz zamanlarda.
Sen, sevgiden simaran cocuk,
Ben sasiran budala.

Özdemir Asaf

Altıncı Gün

Benim söylemek için çırpındığım gecelerde,
Siz yoktunuz......

Özdemir Asaf


Ultra

Bir kelimeye
Bin anlam yüklediğim zaman
Sana sesleneceğim.

Özdemir Asaf


Do

Dun sabaha karsı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokusun basında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

Özdemir Asaf



tam bir Özdemir Asaf fanatiği , hayranı bir ben var bendenden öte...

29 Aralık 2010 Çarşamba

23 aralık 2010 çalışma akşamı ...

ne güzeldir...çok güzeldir bu akşamlar....


haftalardır kırklareli eski kasap ve zigoş çalışıyoruz..henüz iki oyununda figürleri bitmedi.defalarca tekrar yapmamıza rağmen fügürler tam oturmadı..zaten oyunun bütünüde daha yok..her figür 12 sayılık üstelik çok hızlı..ee kırklareli:))
geçtiğimiz yıllarda festivalde kırklareli'nin başka oyunlarında sahne almıştım..çok hızlı figürler olduğundan riskli..allah korusun sahnede bi figürü kaçırırsan yakalama şansın yokk..ekibi çökertmek işte bu.
ama biz bu akşamlarda çalışırken ve molalarda çok eğleniyoruz...tabi mehmet hocamızın sabrı ,hoşgörüsü sayesinde...

24 Aralık 2010 Cuma

23 aralık çalışma akşamı...

21 Aralık 2010 Salı

MEĞER...???

insanlar gün gelir kırdıkları zaman bizi , o an '' meğer '' demek daha çok incitiyor..dedikleri ya da yaptıkları değil, '' bunca zaman neden oynadın bana '' demek üzüyor..insan kötü, olumsuz düşünceler beslediğine neden yıllarca hayatında yer verir?? neden baştan kestirip atmaz..
denilen ,yapılan değiİ;bunca zaman kandırılmak üzüyor..
candan erçetin in dediği gibi..
''vakit kaybıydı diyemem ama senden çoktan vazgecmişim meğer...
dostum sanıp aldanmışım meğer ...
olsun varsın
pişman değilim
biraz üzüldüm hepsi bu
''

şunu öğrendimki ; herkes mevcut değerini ,karşısındakine kendi sunuyor..

ben istediğim kadar hayatımdalar, göz yumduğum kadar dürüst ve sustuğum kadar İNSANLAR !!


''

20 Aralık 2010 Pazartesi

atmak olmaz ,olmazzz...

henüz çok yeni olan tişörtüme maalesef çamaşır suyu sıçradı..artık kesinlikle eminim bana bir çamaşır suyu kullanma ehliyeti gerek..( oğlumda aynı fikirde :))

daha önce blogumda paylaştığım geçen yıl diktiğim bluzumdan kalan parça ile kapattım lekeleri..hatta kombin olsun dedim birde saçıma bant yaptım..:))
spor yaparken giymeyi düşünüyorum..atmak olmaz,olmaz değil mi...


temel kol kalıbında model uygulama

drapeli kol...dirsekten pensli kol üzerine model uygulama.
not:kol ağızına dek drape uygulanabilir.


üstü bol büzgülü altı dar kol uygulaması...

19 Aralık 2010 Pazar

etek serileme ( beden büyültme-küçültme )

1- etekte sıçrama noktası;yan dikiş üzerindeki bel uç noktası-kalça düşüklüğü çizgisinin yan dikişle birleştiği nokta ve etek ucudur.

2- bel ve kalça sıçrama noktalarına ÖN ve ARKA ORTA ya dik olacak şekilde yardımcı çizgiler hazırlanır.

3-seri farkları bu çizgi üzerinde işaretlenir.

4-ölçü çizgisine göre tesbit edilmiş noktalar ( bel - kalça)yardımcı dik çizgi üzerinde iki beden arasındaki farkın 1/4 ü belde ve kalçada ayrı ayrı işaretlenerek kalça yan çizgisi çizilir..
bu durumda şablonun kenarından bele doğru 2 veya 3 cm. köşe yapılarak çizilir.

5- pensi çizmek için kalıp kaldırılır.belde iki beden arasında tesbit edilmiş farkın yarısına şablon ( bel- yan )dikiş köşesi yerleştirilir.

6- şablon beli,çizilmiş olan belle ön orta veya arka ortaya yakın kısımlarda çakıştırılır.ve pensin beldeki uçları işaretlenir.

7-pensin ucunu işaretlemek için ön veya arka ortasının çizilmiş olan bir önceki kalıbın ön veya arka ortasına PARALEL olmasına dikkat edilir.

8- etek ucunda yan dikişte sıçrama kalçaya eşit olur.

9- etek boyu ,beden küçüldükçe 1 cm.kısalır beden büyüdükçe 1 cm.uzar..

temel etek kalıbı üzerinde model uygulama

fotoğraftaki şablonu 25 eşelle çalıştım..
ön etek kalıbını alıyoruz..pli yi ÖN ORTA dan kaç cm. yana koyacağımıza karar verdikten sonra ( diğer pensin uç noktasından olması tavsiyem ) dikiş payı bırakarak dikey kesiyoruz..kestiğimiz ufak parçayı da( plileri oturtacağımız) istediğiniz modelde kesebilirsiniz.
ufak parçanın alt tarafından çıkan bütünü 8 cm aralıklarla kaç pli yapmak istiyorsanız o kadar parçalara ayırıp yerleştiriyoruz.bu işlemi eğer kendinize güveniyorsanız model uygulamayı ilk kez yapmıyorsanız direkt kumaş üzerinde yapabilirsiniz.yok risk almak istemiyorsanız kalıp kağıdı üzerinde çalışın önce..
temel kalıp üzerinde hayal ettiğiniz hertürlü modeli çalışmak mümkün..
fotoğraf umarım benim anlat(a)madığım ,sizin sorma gereği duyduğu sorulara cevap olur..
sonra bir bel için pat kesiyoruz bitmiş halinin eni 2, cm olması yeterli..
kolay gelsin...
aslında sizlerle paylaşmak istediğim ,modelistlik okulundan kalma defterimde çok sayıda model ve uygulamalar var..fakat fotoğraflayamıyorum..pelur kağıdı çalıştığım şablonlar çok silik çıkıyor..umarım bir çaresini bulur paylaşırım ...
not: fotoğrafın üzerini tıklarsanız daha iyi inceleme şansınız olur..

DANS ET BENİMLE

Dans Et Benimle

Dans et benimle gülün dikeni ucunda,
Ağaçların çiğ damlalı yapraklarında,
Yeni doğan güneşin sardığı çimlerin üzerinde,
Irmakta çağlayan köpükler arasında dans et.

Dans et benimle ışıltılı neon lambalarında,
Anason kokulu rakı kadehinin kıvrımlarında,
Eski bir gramafonda çalan taş plak üzerinde,
Çık kozandan kelebek uçuşuyla benimle dans et.

Dans et benimle bulutlarda,
Samanyolunun ışıltıları arasında
Beyaz bir güvercinin kanatlarında,
Maskeni at suratından benimle dans et.

Dans et benimle acının çıplaklığı üzerinde,
Kızıl saçlarım akarken yüzünde,
Büyünün bozulmamasına dikkat et,
Haydi elini dola belime benimle dans et...

Canan Palabıyık


Dans…Şiiri ve edebiyatı görsel boyuta taşıyıp hareketlere yansıtma…Dans, insan düşüncelerini ve duygularını hareketlerle ifade etme sanatı…

Kol ve bacakların önderliğinde tüm bedenin hürriyete doğru çığ gibi büyümesi, müziğin içinde kaybolması..Bazen gülümseyerek el sallamak bazen dramatik bir şekilde hüzünle sıçramak..Aşkla sarılmak belki de tutkuyla ayrılmak..

Nasıl yapılırsa yapılsın hangi duyguyla hareket edilirse edilsin, herkesin kendini yansıttığı özgürce hareket edebildiği tek ifade..

NOT : yukarıdaki metin seyyah-ı alemden alıntıdır..


18 Aralık 2010 Cumartesi

benzemez kimse sana...

salonum evrim değiştirdi..

mobilyaları değiştirince,önceki tüllerim uymadı-yakışmadı..bir süre kullanmak zorunda kaldım yinede..ütü yapmaktan kurtuldum aslında neydi o öle 12 metre tek parça tül ütülemek...
eee tül değişince stor yaptırayım dedim.. ( ütü yapmayı aslında çok severim. protestom tül ütülemeye ...:))
resimde renk tam gerçek gibi değil..ama duvarla fon perdemin renk tonu harika olduuuuu..:))
duvarın rengi değişince tablonun çerçevesinin rengi uyumlu olmadı..sarı yaldızlı boyaya biraz siyah kattım duvarın rengine tonladım..
kısaca bir tül değişeyim dedim başıma gelenler bunlar :)))


mobilyalar kahverengi deri olunca tülü krem rengi düşündüm..( eski tülüm beyazdı)
stor yapıp güneşliği kaldırınca fon perde düşündüm..fon perdeyi koltukların rengine yakın bir kahve tonu seçtim..

aman allahım ben bunları düşünüp yaparken duvarın rengini unuttum..( yavru ağzı renkli duvar tüm dekorasyon düşüncemi bozacaktı.)
gittim boyacıya tüle,mobilyaya özellikle fon perdeye uygun boya seçtim..sonunda buldum KESEKAĞIDI rengi dedikleri rengi aldım..duvarlarda boyandı..:))

tüller ünlü bir firmanın ..2 yıl sonra bozulursa getir yenisi ile değiştirecek firma dedi satıcı..valla pek inanamadım ama inşallah doğrudur..
3 metre pencere boyunda 1 kapı -bir açılan pencere ve 2 sabit cam var..yani her açılan bölüme ayrı stor yaptırdım..bağımsız olsunlar dedim..tek parça olsaydı maliyet epey düşüyordu ama kullanımda zorlanırım diye düşündüm..
pencere boyu 3m...önce 1 e 2,5 pli payı vereyim dedim.içime sinmedi 1 e 3 yaptım..

mask....



afrika dolaylarından bir hediye daha... kız kardeşimin eşi uzak yol kaptanı..sefer dönüşü beni ziyarete geldiklerinde, taa oralardan getirdiği tamamen el yapımı-oyma sanatı olan bu maskı hediye verdi.sağolsun...

14 Aralık 2010 Salı

inadına eğitim...

yalova gazetesinden alıntıdır...

...... Dersanesi Yalova Şubesi tarafından öğrenci ve velilere yönelik olarak “Aile içi iletişim ve çocuklarımız” konulu panel verildi. TOBB Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’nde görevli Doç. Dr. Cengiz Tavukçuoğlu tarafından verilen panelde öğrenciler ve veliler, sınavlara hazırlık, çocuk-anne-baba iletişimi konusunda bilgilendirildiler.Halk Eğitim Merkezi Konferans salonunda İki oturum halinde yapılan panele çok sayıda öğrenci ve veli katıldılar.İlk olarak öğrencilere yönelik verdiği panelde öğrencilere sınav konusunda tavsiyeler veren Doç. Dr. Cengiz Tavukçuoğlu, öğrencilere sınavlarda dikkat etmeleri gereken bilgiler verdi.Ayrıca “Kazanmak senin de hakkın “ adlı slayt gösterisiyle Doç. Dr. Cengiz Tavukçuoğlu sınav gerekliliklerini paylaştı. İkinci oturumda ise velilerle sohbet eden TOBB Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’nde görevli Doç. Dr. Cengiz Tavukçuoğlu, “Sınavlara Hazırlıkta Anne Baba Olmak “ adlı konuşmasında, velilerin çocuklara nasıl yaklaşmaları gerektiği, son sınava nasıl hazırlanacaklarını, sınava yakın dönemlerde çocukların davranış değişikliği ve neler yapmaları hususunda bilgiler paylaştı.

10 Aralık 2010 Cuma

nazar değmesin sanaaaaa....

şu cimcimeye bakar mısınız...:))

bu yaşta bu denge,bu ritm....inşallah devam eder..büyüdüğünde harikalar yaratacağından eminim..
müthiş bir kulağı var..saymasını biliyor mu bilemem ama doğaçlama oynuyor tabiki.ama ES leri ne kadar güzel yakalıyor..ya o sekmeler..doğru ayak-adımla başlaması....müzik bitmeden figürü tamamlıyor..canım benim defalarca izledim..hayran kaldım.halkoyununda hernekadar figürü hatasız bilsenizde tavır olmazsa keyif vermez..biz figür bittikten sonra tavır çalışırız..küçük hanımefendide tavır allah vergisi..
bayıldım tavıra,allah nazardan korusun,maşallah..ahh bebeğim EŞME yaparken birde önünde diz çöken efe olaydı...:)))


Hadi bizim kızlar(GIYDIVANIN KIZLARI) KASTAMONU

bizim ekipteki bir efe arkadaş bu videoyu '' hadi bizim kızlar '' diye paylaşmış..( o kızlar biz oluyoruz :))
bende '' biz oynamayı kabul etmedik,yerimiz doldurulamamış !!! bu yüzden görüntü yok '' dedim...
'' bak bunda haklısın'' dedi sağolsun ..:)))


5 Aralık 2010 Pazar

harika...

wawwww,müthiş,harika figürler....sem yollamış bana
denesek mi dedim bian ama...daha görecek günlerimiz var ,otur oturduğun yerde dedim kendime....:))))
dans öyle birşeyki tutkunun ötesinde..aynı anda hem vücut çalışıyor,hem beyin..

2 Aralık 2010 Perşembe

30 kasım 2010 çalışma akşamı...



her yeni oyunda olduğu gibi figürleri tek tek öğrenip,birbirine bağlama aşamasındayız..hataların bol olduğu dönem yani..ama eğlenceli geçiyor salı ve perşembe akşamları.
her figür harf-figürleri birbirine bağlamak hece-tüm bağlanmış figürler kelime---oyunun müzikli hali cümle....kareografi de paragraf..
kırklareli çalışıyoruz.eski kasap ve zigoş...ama her çalışma başında hem ısınma hem prova yapmak için roman var repertuarda...
hal böyle olunca molada tişört değiştirmek olmazsa olmazımız...

1 Aralık 2010 Çarşamba

29 Kasım 2010 Pazartesi

Ne güzel yaratmış...

üstad Cahit Uzun yorumu...e-posta ile gelen bayram tebriğim...teşekkürler...

yarim derdini ver bana...

acem şalıııııı ince beleee....

aynı anda hem kaşık ,hem zil çalınamayacağı için 3.kişi gerek düet yaparken..çalan mükemmel çalacağı için, türkü kolay olacak gibi geliyor..deneyelim ,görelim...

27 Kasım 2010 Cumartesi

canımın taaaaaa içisin sen...

ben anneanne ve babanne yi çok sık gören bir çocuk olmadım..uzaktaydılar..ama ben doğmadan yanımıza gelen bize hem anneanne hem babaanne olan babamın halası oldu..emeği çok büyük ben ve kardeşlerimde..şuan 89 yaşında ve alzheimer..onu sık ziyaret etmeye çalışıyorum..kızı ve damadı ona çok iyi bakıyor.allah herkese böyle yaşlılık nasip etsin..
kimseyi tanımıyor..ya da gidip gelmeler oluyor hafızada hastalığından..ama çok ilginçtirki ne zaman ona gidince sarıldığımda hala ben kimim tanıdın mı dediğimde adımı söylüyor..hiç yanılmadı bu zamana dek..
henüz 25 yaşında ve 2 çocuklu iken eşinin ölümü...15 yıl kayınvalide yanında yaşamak..sonra babamın isteğiyle istanbul a yanımıza gelmek..sürekli çalışarak geçirilen bir hayat..
kızkardeşim ve benim çeyizime işlediği o tablo gibi kanaviçeler,danteller..bana ilk kanaviçe işlemeyi ve dantel örmeyi öğreten o...emek bu işte.
bir kadın çalışıyor olsa da dışarda, yinede çok hamarat ,çok iyi yemek yapabilen,hertürlü elişi ustası ( hani derler ya yaptığı yenir,yıkadığı giyilir.)olur mu sorusuna cevabım evet,evet,evet...kanıtı da büyük halam
yakın zamandan çok, geçmiş zamanı anımsıyormuş bu hastalar..
ağlıyorum ona gittiğimde, öpüyorum öpüyorum onu..dizinde yatıyorum, ona anılarımızı anlatıyorum..bazen takılıyorum ona '' gel sende tufag a oynayalım '' diyorum.:))onun yanında şımarıyorum..o hala çok güzel olan yemyeşil gözlerinle uzun uzun bakıyor bana.saçlarımı okşuyor.. ama ne kadar o an orda bilemiyorum..burası madem günlüğüm,epey ağladıktan sonraki çekilen bu fotograf blogumda olsun istedim. fotograf bu kurban bayramında çekildi..seneye de inşallah birlikte yine çektiririz..
ben ona her gittiğimde bu son görüşüm mü acaba diye düşünüyorum..
büyük halacım,canım benim ..seni çok seviyorum..sende başını alıp gitme ne olur...


26 Kasım 2010 Cuma

işte bizim ekip :)) hocanız kim sizin bakayım.:)))

gösteri cd lerindeki sorun ( görüntü ile müziğin örtüşmemesi vs..)çözüldü.nihayet TUFAG cd leri dağıttı..oğlumdan rica ettim cd nin bütününden bizim ekiple ilgili olan bölümleri kırptı..
çok yorulduk,çok ter döktük,çok eğlendik,herkes elinden geleni yaptı.kostüm ağır,hava sıcaktı...heyecan vardı...dostluk vardı..tüm güzellikler oradaydı...haaa tabiki hocamız mehmet in o sınırsız sabrı :)))

not:bilmeyenler için;gösteride hikaye gereği solo yapan ,rüya gören çoban, hocamız mehmet.:))
tabiki gösteride 472 oyuncuyu hazırlayan,gösterinin kareografisini yapan da mehmet hoca..tekrar tşk.ler hocam:)))


gösteri cd leri üzdü..oysa ulusal bir tv nin ekibi geldi çekime..görüldüğü üzre sadece ortadaki oyuncular ve onların yanındakiler çekilmiş...iyi de ben ekrana göre sağdaydım.(((((( ve hala ses bozuk...

18 Kasım 2010 Perşembe

kemençenin ağlaması



kemençeyle, erbane ve diğer vurmalıların birlikteliğine doyulmuyor. defalarca dinlense de...paylaşanlar sağolsun...tşk.ler ülkü cüm..

çok uzaklara götürüyor...

11 Kasım 2010 Perşembe

urfa 'lı sevmiş...

türküler kadar güzel yürekli dostlara...




Sen Vurali Yaraliyam..
Gün Be Gün Sarariyam Yar..
Sen Vurali Yaraliyam..
Gün Be Gün Sarariyam..

El Çektin Benden
Vurdun Inceden
Sen De Sevmistin Sakladin Benden.
Anlamadim Ki; Fayda Yok Senden
Anlamadim Ki.. Fayda Yok Senden...

Dost Degil.. Dost Degil..
Dost Görünür Felegim..
Yaradir Yaralidir. Yara Yarali Yüregim..
Urfali Sevmis Dogrudur Güzelim..
Senin De Gönlün Var..
Al Yanakli Yar..

Gül Verin Öksüzüme..
Al Gülünü Tak Gögsüne Yar..
Koy Yüreginin Üstüne..
Gül Versin Can Tenine..

Köz Var Sinemde..
Sir Var Sözümde..
Sözümün Sirri Yarin Isminde..
Bu Sir Sendedir SENDE..
Bu Sir Bendedir BENDE..

Dost Degil.. Dost Degil..
Dost Görünür Felegim..
Yarali Yarali. Yara Yarali Yüregim..
Urfali Sevmis Dogrudur Güzelim..
Senin De Gönlün Var..
Al Yanakli Yar..

Ahmet Tuncer

10 Kasım 2010 Çarşamba

YALOVA elbette YALOVA....


SAĞLIKLI BESLENMENİN ADRESİ YALOVA !
Yalova Hızlı Feribot iskelesine 100 m uzaklıkta, Yalı Cad. üzerinde; Pazartesi, Çarşamba ve Cumartesi
günleri kurulan Yalova pazarı, doğal sebze ve meyvenin yeni adresi !
İstanbul'dan Yalova'ya :


hatları ile erişmek çok kolay !

HF: Araç ve yolcu içindir.
DO: Sadece yaya yolcu içindir.

not: yukarıdaki metin ido.com.tr den alıntıdır.

sefer saatlerini www.ido.com.tr den öğrenebilirsiniz

"10.11.10" "On''ların içinde "O"nsuz bir gün...

1881 - ....


sevgi ve minnetle....

9 Kasım 2010 Salı

TUFAG 2010 gösteri

gösteriden özet görüntüler 2

4 Kasım 2010 Perşembe

içmesini bileceksin...


ehl-i keyf

Hayat Reçetesi !!!!!
1.duble - sağlığa Yarar .
2.duble - keyif yapar .
3.duble - yerinde karar .
4.duble - kafayı Sarar .
5.duble-çeneyi açar.
6.duble-sağa sola çatar.
7.duble-kavga çıkar.
8.duble-kan çıkar.
9.duble-gözünü hastanede açar.
10.duble-hakim sual sorar:)))

2 Kasım 2010 Salı

TUFAG 2010 gösteri

gösteriden özet görüntüler...

1 Kasım 2010 Pazartesi

böyle olur yalova geceleri...:)))


CHP Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Sn.Muharrem İnce'nin; Yalova Musiki Derneği'nin  düzenlemiş olduğu konserde, Yalova'lı hemşerileri ile birlikte Yalova Türküsü'nü seslendirdiği unutulmaz anlar. Hazırlayan : Ilgaz Doğan


yalova geçmişte istanbul ve bursa ya bağlı kalmış..bu yüzden il olunca kendi adına türkü yok sayılıyor..oysa ist.türkülerinden çok var ylv nın.. örn..indim havuz başına...

28 Ekim 2010 Perşembe

BEN BİR CUMHURİYET KADINIYIM...

Ben türk kadınıyım...
Batı 'da doğmuş,batı 'da büyümüşüm..Ben rockta dinlerim popta..
Ama ben sanat müziğini de bilirim türkü de söylerim..... Devamı
Tango bilirim samba da ama halay da başıda çekerim.
Sazı da dinlerim gitarı da..
Tırnaklarım uzundur benim ojeli..
Saçım kaşım gözüm boyalıdır...
Hamurda yoğururum, yoğurtta mayalarım ben..
Pantolonu severim minide giyerim namazıma durdum mu uzun eteğim hırkamı giymeyi de bilirim..
Deniz de mayo şort giyerim ben ama tarlaya gittiğimde şalvarımıda severim...
Örf ve adetlerim vardır benimde..
İlkelerim, prensiplerim, inançlarım...
Disko da biramı içer dans ederim,
mezarlıktan geçerken ellerimi kaldırır dua ederim ben..
Severim ben de hem de en derininden ama resmi nikah gibi imam nikahı da isterim ben...
Kimsenin erkeğine göz dikmem,kimsenin sevgisini zorla istemem ben...
Namus nedir bilirim ama modernimdir hiç kimseyi de eleştirmem.
Herkes özgürdür derim ama doğrularım da vardır benim...

Sevdim mi paylaşılmak istemem ve paylaşmayı da hiç sevmem...
Başım dikdir hep gülümserim ama ağlamayı da bilirim ben...
Havalı derler aslında ama yüreğim tertemizdir benim,
bir tebessüm etde gör ne havam kalır ne civam...

Bir yaşlı gördümmü elini öperim ağlayan bir çocuk gördüğümde herkesten önce koşarım.
Yardımı da severim paylaşmayı da bilirim ben..
Ekmek parası için çalışırım,okurum,öğrenirim ama erkeğime saygıyı da bilirim.
Evlatlar doğururum her kadın gibi,eşime yemekler yaparım,evimi de temizlerim.
Bölünmüşümdür aslında bir kaç parçaya ama gururluyumdur asla ağlanmayı bilmem.
Severim sosyalliği,yaşama sarılmışımdır dört elle...

Gün gelir ben de ezilirim, bükülür boynum bazı durumlarda.
Ama asla pes etmem susmayı da bilirim zamanı geldiğinde sevgi saygı çerçevesinde...
İçim kan ağlasa da belli etmem kimseye,güçlü bir imajım vardır,
her ne kadar yenik düşsem de bazen kadere ben de...
Yanlış tanımayın ben Avrupa'lı değilim.

Türk'üm hemde Ata'mın istediği gibi bir türk kadını,cumhuriyet kadınıyım...

Siyasetide bilirim dinimide...
Batıda doğdum büyüdüm ben ama Türk'üm özümde ne varsa vardır bende de...
Gurur duyarım Türk'lüğümle,doğu batı diye ayırmayın en hasından Türk kadınıyım...

ATA'sına hayran,ATA'sının izinden yürüyen,ATATÜRKÇÜ...
Şeriat istiyenlere rağmen,
CUMHURİYET'i yıkmak istiyenlere İNAT...!
BEN BİR CUMHURİYET KADINIYIM...

e-postama gelenler...

Her sabah hesabınıza 86400 Dolar yatıran bir banka düşünün.

Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz.
Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz.
Oyunun sadece tek bir koşulu var: harcamayı başaramadığınız meblağ
ertesi güne devretmez ve akşam hesabınızdan geri çekilir.
Ve bu paranın hiçbir bölümünü ne sebeble olursa olsun saklayamazsınız.
Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86,400 dolar bulacaksınız.
Nasıl keyifli değil mi ?

 
Farkında olsanız da olmasanız da aslında, hepimizin böyle bir bankası var.
Adı
ZAMAN.
 
Her sabah 86.400 sn. hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını asla harcayamıyorsunuz.
Kullanamadığınız kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan siliniyor..
Hiç devretmiyor.
Her gün size yeni bir hesap açılıyor.
Her akşam günün bakiyesi siliniyor.
 
Eğer günlük hesabınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir.
Geriye dönüş yok, Yarından avans çekmek yok.
Bugünü, bugünkü hesaptan yaşamalısınız.
Ona yatırım yapın ki, size sağlık, mutluluk ve başarı olarak geri dönsün.
Zaman akıp gidiyor gününüzü gün etmeye bakın!
 
BİR SENE'nin değerini anlayabilmek için sınıfta kalan bir öğrenciye sorun.

BİR AY'ın değerini anlayabilmek için, prematüre bir bebeği dünyaya getiren anneye sorun.
BİR HAFTA'nın değerini anlayabilmek için, haftalık derginin editörüne sorun.
BİR DAKİKA'nın değerini anlayabilmek için, treni henüz kaçırmış bir kişiye sorun.
BİR SANİYE'nin değerini anlayabilmek için, bir kazayı kılpayı atlatmış bir kişiye sorun.
BİR MİLİSANİYE'nin değerini anlayabilmek için, olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan kişiye sorun.
 
Şunu unutmayın ki zaman hiç kimseyi beklemez.
 
Dün artık mazi oldu.
Yarın ise muamma.
Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır. ( 'An'ı yasamak! )


 


 
 

27 Ekim 2010 Çarşamba

bir tatlı tebessüm...

Üstada Sorarlar;

-Akılllı Kadını Nasıl Tanırsın ?

-Konuşmasına bakarım..
...
-Ya hiç konuşmuyorsa..

Üstad cevabı yapıştırır..

-O kadar akıllısına rastlamadım..

22 Ekim 2010 Cuma

kesinlikle hayır....

18 Ekim 2010 Pazartesi

aklın yolu bir...

Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz,bilgili bir kadına rastlarsanız billginiz ,zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir.Hayat kat kattır.Babil''in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.Ve bugün durduğunuz teras , seyrettiğiniz manzara ,gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası ,manzarası ve hayatıdır...unutmayın Hayatınız seçtiğiniz kadındır...

12 Ekim 2010 Salı

AFFETMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Nefreti aşmanın tek yolu var: Affetmek.
Başkalarını affettiğimizde biz özgürleşiriz.

Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller.
Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir.

Salt kötülükleri görmek bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar insanı.
Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır.

Affetmek insanı derinleştirir.
Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir.

Çünkü affetmek bir seçimdir.
Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir.
Affetmek bir süreçtir. Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür.
Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır.
Yani koşullu affetme yoktur.

Diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin.

Affetmek bir seçimdir.
Amacı sizin rahatlamanızdır, sizin özgürleşmenizdir.
Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor ya da ölmüş olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir farklılık yaratmayacaktır.

O acılar sizin acılarınız.
Affetmek kolay değildir.

Fakat özgürleşmek için gereklidir.
Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır. Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrolü altında tutmasına son vermek demektir.

Affetmek, o kişiyi sevmek değil.
Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil.
Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil.
Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil.
Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil.
Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil.
Affetmek, o kişiyi haklı bulmak değil.
Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil.

Affetmek kırgınlığın, kızgınlığın, nefretin hapishanesinden özgürlüğe çıkmaktır.

Affetmek artık acıyı hissetmemektir.Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir.

"Duygusal unutma" affetmenin diğer adıdır.

ALINTIDIR



hilal hocam,canım ekip arkadaşım tşk.ler...

5 Ekim 2010 Salı

kına gecesi..




oğlumun düğünü 16 ekim cumartesi.. kına gecesi 1 hafta önce yapılacak..yani 9 ekimde..
istedimki güzel gelinime özel birşey olsun..eskiden kına yakılan el sarılırdı .ya da bir keseye konurdu..
zaman değişmiş..şimdi avuca gül konuyormuş..gülün altında tampon var..
kırmızı satenden yapıldı gül..sonra kırmızı ve sarı simi karıştırdım..şeffaf oje sürdüm tek tek yapraklara simi serptim bolca..gülün ortasına da birkaç inci koydum..
lastikli kurdela ile de elde durması sağlandı...
 gelinim,güzelim kınan kutlu olsun... canlarım benim ömür boyu hep mutlu olun inşallah...

not:resim çekmem için el mankenliği yapan  arkadaşıma çok tşk.ediyorum.. :))

1 Ekim 2010 Cuma

neler oluyor????

http://www.yalova77.com/haber/4369/Yalova-da-3.-feribot-kazasi.html


hani bir söz vardır.. bir kez hata yaparsan kabahat,yinelenirse SUÇ  olur...

24 eylülde 17.45 kartal-yalova ile  geldim.. kaptan sürekli ananos yaptı iskeleye yanaşma manevraları sırasında kimse yerinden kalkmasın diye..( sanki uçak inişe geçecek)
bir yolcu ayaktaydı ananos yaparken (sanırım kaptan salonu kamera ile izleyebiliyor..) yolcumuz oturmadan yanaşmayacağım dedi....
belliki kazalardan sonra daha hassaslar derken... yine bir kaza haberi geldi..
il sosyal  hizmetler mdr.müz serap hanımda yaralılar arasındaymış..kendisine geçmiş olsun diyor,sevgilerimi yolluyorum..

16 Eylül 2010 Perşembe

askerime...

oğlum çok sever bu kurabiyeyi bu akşam  yaptım ona(daha önce tarifini vermiştim.)
yarın (17 eylül cuma ) geliyor ..çok şükür bitti askerlik..izin kullanmadığı için 12+1 gün erken geliyor..
kısa dönem yaptığı halde çok uzun geldi çokk..
yemin töreninden beri görmüyorum..burnumda tütüyor..sabah bi olsa diyorum..anne bindim otobüse diye  bi arasa diyorum..
türkünün dediği gibi gün güne ekleniyormuş..
 sevinçliyim,gururluyum ama neden ağlamaya meyilliyim bugün??
tüm askerlerimize,askere gideceklere hayırlı teskereler diliyorum..

14 Eylül 2010 Salı

babam...

Turgenyev’in “Babalar ve Oğullar”ında Bazarov’un dediği gibi “Ölüm eski bir şey ama herkes için yenidir.”

Babam öldü benim.
Biliyorum, bunu yaşayan ne ilk ne de son kişiyim.
Ama bana öyle gibi geliyor.
Sanki kimsenin babası ölmemiş, ölmezmiş, bir tek benimki bu dünyadan göçüp gitmiş gibi...
Tanıdığım, en az benim kadar tezcanlı tek insandı.
Gidişi de öyle oldu.
Neredeyse sinyalsiz.
Aniden. Hızla.
Beni alıştırmadan, ihtimali aklıma getirmeden, uzaklarda olduğumdan ona doymama fırsat vermeden.
Ağzından son bir kez “Güzel kızım”ı duyamadan.


Hiç şüphem yok, babam beni bu hayatta en çok seven adamdı.
Ne beni o kadar seven bir adam daha çıkar. Ne de ben bir adamı onu sevdiğim kadar severim...
Tanıdığım en iyi kalpli insandı.
Farkında olmadan kendi çemberime dahil ettiğim insanlarda öncelikle iyi bir yürek aradım. Aynen onunki gibi.
Yüreğini sevmediklerimi derhal hayatımdan çıkardım. Eksikliklerini de hiç hissetmedim. Bunu babamdan öğrendim.
Alışırsın, diyorlar.
Alışmam, alışamam.
Kanadı kırılmış kuş gibiyim, bir daha hiç uçamayacak...
Kuyruğu kesilmiş kedi gibiyim, dengeyi kaybettiğinden dört ayak üstüne düşemeyecek...
Hayatta hep bir anlam aradım.
Şimdi iyiden iyiye anlamsızlaştı.
Ne diyeyim?
Dilerim son sürat gittiğin yerde bir anlam vardır.
Sahipsiz kaldım babam.

 .................................................................................................................................


DoğruLarımı götürecek yanlışlar yapmadım hayatta . . .
Çok sıkıştığım yerde boş bıraktım hep . . .
Kimsenin doğrusunu götürmedim . . .
Kimsenin yanLışı olmadım . . .

geçmiş olsun...


bu kaçıncı kaza..ido kaptan alırken hangi kriterlere bakıyor merak ediyorum..2 arkadaşımda yolcu idi.şükür birşeyleri yok..tabi korku, panik havasını saymazsak..
18.30 da kartaldan kalkan deniz otobüsü19.10 da yalova iskelesine yanaşacağına ,resmen iskeleye çıkmış... diğer yaralılara geçmiş olsun diyorum..
istanbul a gitmek için deniz otobüsünü tercih ediyorum..yenikapı-yalova ya pek işim düşmüyor..ama yalova -kartal ya da yalova- pendik le sık yolculuk ediyorum..
kazalar bir yana bi sorunumuz daha varki geçen basında da çıktı..ido da sürekli tek kanal tv izleniyor..yaklaşık kartal 35 dak..pendik45 dak..bu yolculuk süresince
yolcuları tek kanal izlemeye mecbur tutan bu zihniyeti kınıyorum..kapatmayı da kabul etmiyorlar üstelik:))
oğlumun düğün hazırlıkları için bugünlerde istanbul a sık gideceğim,tabiki ido ile..ne diyeyim allah beni ve yolcuları korusun ,

13 Eylül 2010 Pazartesi

bayram kahvaltısı


sevgili ailem,hep birlikte nice bayramlara...

zerde


bu da bayram tatlısı
kardeşimin eşi bir markanın hazır zerdesini yaptırmış..hiç beğnmemişler..ben size yaparım diye söz vermiştim.ya gerçekten çok beğendiklerinden, ya da nezaketen bilemem..ilk yaptığım zerde çok övgü aldı..:)

2 yemek kaşığı safran
2,5 su bardağı şeker
2 çorba kaşığı gül suyu
2 çorba kaşığı kuş üzümü
1 su bardağı pirinç
1 çorba kaşığı dolmalık fıstık
2 çorba kaşığı nişasta
tarçın

bir tencereye 7-8 ardak su koyup pirinçleri yumuşatıyoruz.nişastayı 1 su bardağı su ile eritip pirince ekliyoruz.sonra diğer malzemeleri de ekliyoruz bi kaç taşım kaynatıyoruz.
kaselere boşaltıp biraz soğuyunca üzerini tarçın,kuş üzümü ,fıstık süslüyoruz.

malzeme listesinde verdiğim kuş üzümü,fıstık pişerken kullandığım ölçüler..üzerini süslemek içn kullandığınız miktar size kalmış.
not:1 gece buzdolabında bekletilirse tam kıvamını alıyor..ilk baştaki az sulu hali korkutmasın..
afiyet olsun...

revani


bayram tatlısı 1:))))
( herkes bi tatlı istedi,bu bayram tatlıcı gibiydi ev ..çeşit çoktu

4 fincan şeker
3 yumurta ( oda sıcaklığında)
1 çay bardağı sıvı yağ
3 fincan un
4 fincan irmik
3 fincan yoğurt
1 çay kaşığı karbonat
şerbet:
4,5 bardak su
4 bardak şeker
1 limon
afiyet olsun....

2 Eylül 2010 Perşembe

ateş ve su

...
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
yüreğindeki duruluğa
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...


Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...

Zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...

Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.

Ve o an anlamış;
aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını.
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki:
Ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,

Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini
Sadece ateş alır olmuş...

can yücel

1 Eylül 2010 Çarşamba

gülüşün gülden güzel...

24 Ağustos 2010 Salı

koyverdin gittin beni


fikret kızılok 1973

teşekkürler ülkü...sğl arkadaşım...

23 Ağustos 2010 Pazartesi

02-07-2010 TUFAG gösteri finali




videoları izleyemiyosanız,youtube izleme prog.indirmeniz gerekiyor...

472 0yuncu sahnede..( ufaklıkları oturttu mehmet hoca:)..alkıştaki ritme dikkat.. kamana yı da öğrendiler..hep bi ağızdan söyledik oynadık..:)) hikayeye göre kına gecesi idi bunun nedeni..damat mehmet hocamızdı..emel hn..tekrar tşk.ler..

yeğenimin sesinden

göksu nun çok güzel sesi var..hem çalıyor ,hem söylüyor.. seneye öss ye girecek ve aile olarak bizler ,hocaları ondan türkiye derecesi bekliyoruz..

19 Ağustos 2010 Perşembe

italya avuçlarımın içinde...!!!!


bi tanecik arkadaşım sem çok seyahat eder..nerdeyse dünyayı gezdi ama yalova da safran köyünü bulamamış:))))
bu seyahatların birinde hediye getirdi bana bu objeyi... sana italya yı bağışlıyorum der gibi :))) sğl.sun her gittiği yerden böyle anımlık alır bana ve diğer dostlarına... oralarda da aklımdaydın hesabı..
sğl arkadaşım.. sepetçioğluuuuu bir ananın kuzusuuuuuu
devamı sende semmm:))))))))

tüllerrrrrr....

parçalara devamm...o kadar hoşuma gittiki..kendinden simli tül..boncuk işlemeye gerek görmedim...belki bi ara kenarlara püskül yaparım...masa ışıl ışıl oldu...

yeni bluzum



maliyet 1 lira...üretmenin zevki paha biçilemez...:))))))))))

pazardaki parçacıdan aldım..çokk ünlü bir markanın (reklam olmasın diyeyazmıyorum).. henüz bitmedi.daha yakasını pervazlıcam..beline lastik ya da kemer düşünüyorum..parça arttı saçıma bant da olacak..beyaz ya da siyah pantolonla kombine hoş olur diye düşündüm..

vazo


kola bardağı idi, vazo oldu :)))
alçı ve tutkal karışımını bardağa iyice sıvadım ( epey bolca) sonra spatula ile özgürce boyutlandırdım..kuruduktan sonra boya ve vernik..

buzdolabı örtüm



hernekadar dantel modası geçti diyorlarsa da mutfağımda vazgeçemedim ben.. diktiğim mutfak perdesinin rengine uyması,perdenin uçlarında dantel olması vs...
dantelin komposizyonuda güzel,çok severek ördüm... işte size bir sepet çiçek....:)

16 Ağustos 2010 Pazartesi

O GÜN....17 AĞUSTOS idi..

17 ağustos 1999 depreminde kamyonlar gecenin içinde kentin yıkıntılarını ilk bu alana taşıdılar.
aile albümlerimiz,çocuklarımızın oyuncakları,yorganlarımız,kırmızı sardunyalarımız,kahve fincanlarımız kamyonlara yüklendi ve martı çığlıkları içinde denize getirildi..
belleğimizi, umutlarımızı,düşlerimizi denize emanet ettik..

deniz bize her dalgada geleceğe ilişkin yaşama direnci taşıyor artık.

biz bu hüzün alanını umut ve yaşam alanına , sabır alanına dönüştürdük.
65 dönümlük enkaz alanını, geçmişi dinleyip geleceği kurmaya ortak bir yaşam alanı yaratmaya adadık..

alan üzerindeki bu heykel düzenlemesi geçmişe ve geleceğe gönderilen referanslardan oluşmuştur.
40 metre çapındaki dairesel form dünyayı,yaşamı simgelemektedir..
12 metrelik paslanmaz çelik dikey eleman günün 12 saatini, geceyi -gündüzü, yılın 12 ayını simgeler..

ve... gözyaşlarımız süzülür üstünden hergece..dostlarımızı gökyüzüne,yıldızlara taşır.

onlar hep yanıbaşımızdadırlar artık..
mozaik yolu her katedişimizde geçmişi geleceğe bağlayan bir köprüyü yürüyoruz bilmeden.
çocuklarımızın renkle,çiçekle,duyguyla döşedikleri bu yol, yeni başlangıçlara taşıyor bizleri..

ARTIK HİÇBİRŞEYİN ESKİSİ GİBİ OLMAYACAĞINI BİLİYORUZ...

neredesin sennnnn

deprem anıtının içinde resim galerisi var..tüm yaşananları film gibi anlatıyor..anıtın girişinde bir yazı varki ..... hele o yazı varkiii...:(((((((((((((((
resimde görülen yeşil alan ,ki- epey uzun bir sahil şeridi.. enkazlarla deniz dolduruldu..oluşturulan bu alanda deprem anıtı,çay bahçeleri,spor kompleksleri ,yürüme parkurları vs...vs...
o kadar çok enkaz vardıki,yalova mızı bu enkazdan deniz temizlerdi...bazen düşünüyorumda, ya denizimiz olmasaydı???
ama birde şu gerçeğim varki kendi içimde yaşadığım... ben enkazla doldurulmuş alanda çay içemiyorum,hiç bir aktivitede bulunamıyorum...:(((
ölenlerin anısına 17 ağustos deprem anıtı...

her taraf toz bulutu...insanlar sevdiklerini arıyor....enkazdan çıkarılan kim??bizim apt.nın enkazına neden hala kurtarma ekipleri gelmedi.??..zamana karşı yaşam savaşı....yaşananlar hala o kadar canlıki hafızalarda...
neeee 11 yıl mı geçmiş... yooo şaka bu...zaman bu acıyı eskitemeyecek....