23 Eylül 2011 Cuma
güzellik...
2010 yılında asker annesiydim..( yarim asker diyordu müzikte-ben ''oğlum asker '' dedim oynadım :)) 2011 yılında kayınvalide olarak sahnedeydim...şimdi hedef babaanne olarak sahne almak..:))))) inşallah o da kısmet olur..darısı başınıza kızlar...
19 Eylül 2011 Pazartesi
ben anneyim...
çalışıyor musun diye soruyorlar.. TABiKi ÇALİŞİYORUM!!! Ben aile yöneticisiyım, çalar saatim, aşçıyim,
öğretmenim, dadıyım, hemşireyim, ütücüyüm, antrenörüm, kuaförüm, psikologum, bodygaurdim,
geleceği tahmin ederim, omzunda ağlanabilir, navigasyonum/herşeyi bulurum/, şoförüm, bankamatigim
7/24 365 gün hazırım...:) ben ANNEyim ve bununla gurur duyuyorum:)
18 Eylül 2011 Pazar
17 EYLÜL HALK YÜRÜYÜŞÜ VE MİTİNGİ
15 Eylül 2011 Perşembe
ELBETTE HAYIRRRR....
VOPAK'A HAYIR MİTİNGİ 17 EYLÜL 2011 YALOVA Deprem anıtı önü 12.00
lütfen katılın..17 eylül de ağabeyimin kızı evleniyor.16 eylül de kına gecesi var..düğün için istanbul dan misafirlerim olmasına rağmen mitingde olacağım.kuaför yerine mitingde olmak beni daha mutlu edecek..yaniii sel,deprem,hastalık vs..olmadıkça mazeret yok :)))
biraz ben !!!
-tutamayacağım sözler vermem...Adımlarımda '' kim ne der '' diye düşünmem... Basit kişilerle polemiğe girmem...Dünyada kimse üzülsün istemem..Bazı şeyleri ASLA affedemem..Acıyı tanıdığım için kimseye çektirmem..Cesaretsizliği '' gururla '' örtmem..Yalan ve taktiklerle uğraşmayın yemem !!...Dostlarım çok kıymetlidir..tutkularım var vazgeçemem..Gidene kal demem..Güvenmediğimi sevemem..Saygı ve vefayı bilmeyene değer vermem....
ağır geliyorsa bunlar firar serbest,üstelemem..
ağır geliyorsa bunlar firar serbest,üstelemem..
13 Eylül 2011 Salı
'' rağmen '' sevmek..
Masumi Toyotome diye bir Japon yazmış bu yazıyı. “Dünyada sevilmek istemeyen
kişi yok gibidir diye başlıyor. Ama sevgi nedir?, nerede bulunur?, biliyor muyuz?”
diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor... Sevgi üç türlüdür.
Birincinin adı 'Eğer' türü sevgi. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek
sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler veriyor: eğer iyi olursan baban,
annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim.
Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim.
Toyotome en çok rastlanan sevgi türü budur diyor. Karşılık bekleyen sevgi.
Yazara göre evliliklerin pek çoğu 'Eğer' türü sevgi üzerine kurulduğu için
çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil,
hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar.
İkinci tür: 'Çünkü' türü sevgi...
Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu,
bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi,
sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni seviyorum.
Çünkü çok güzelsin (Yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler,
o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum.
Çünkü bana o kadar güven veriyorsun. Seni seviyorum.
Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi
olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar.
İkincisi de ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa endişesidir.
Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla
parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişana bozup onu terk etmiş.
Daha acısı ayni kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler,
artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli
üstüne kurulmuş olduğundan bir günde ölmüş. Güzellik kalmayınca sevgi de
kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş...
Japon yazar toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi,
kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür diyor.
Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçeği:
Üçüncü tür sevgi: 'Rağmen' ...
Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için?
Eğer türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp
böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için Çünkü türü sevgi de değil.
Bu üçüncü tür sevgide, insan Bir şey olduğu için değil, Bir şey olmasına rağmen
sevilir. Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına
Rağmen sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene
olmasına rağmen tapar. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir.
Bunlara rağmen sevilebilir.
Her şeye rağmen sevmek... sevilmek ya da...
Gerçekten de güzel ve özel... “Çünkü”ye ve “Eğer”e gerek kalmadan
alıntıdır.
kişi yok gibidir diye başlıyor. Ama sevgi nedir?, nerede bulunur?, biliyor muyuz?”
diye soruyor. Sonra anlatmaya başlıyor... Sevgi üç türlüdür.
Birincinin adı 'Eğer' türü sevgi. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek
sevgiye bu adı takmış yazar. Örnekler veriyor: eğer iyi olursan baban,
annen seni sever. Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim.
Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim.
Toyotome en çok rastlanan sevgi türü budur diyor. Karşılık bekleyen sevgi.
Yazara göre evliliklerin pek çoğu 'Eğer' türü sevgi üzerine kurulduğu için
çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil,
hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar.
İkinci tür: 'Çünkü' türü sevgi...
Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor: Bu tür sevgide kişi bir şey olduğu,
bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi,
sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır. Örnek mi? Seni seviyorum.
Çünkü çok güzelsin (Yakışıklısın). Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler,
o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki. Seni seviyorum.
Çünkü bana o kadar güven veriyorsun. Seni seviyorum.
Biri dışa gösterdikleri öteki yalnızca kendilerinin bildiği. İnsanlar sandıkları kişi
olmadığımızı anlar ve bizi terk ederlerse korkusu buradan doğar.
İkincisi de ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa endişesidir.
Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla
parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişana bozup onu terk etmiş.
Daha acısı ayni kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler,
artık çirkin olan kızlarını. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli
üstüne kurulmuş olduğundan bir günde ölmüş. Güzellik kalmayınca sevgi de
kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş...
Japon yazar toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi,
kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür diyor.
Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçeği:
Üçüncü tür sevgi: 'Rağmen' ...
Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için?
Eğer türü sevgiden farklı bu. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp
böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için Çünkü türü sevgi de değil.
Bu üçüncü tür sevgide, insan Bir şey olduğu için değil, Bir şey olmasına rağmen
sevilir. Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına
Rağmen sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene
olmasına rağmen tapar. Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir.
Bunlara rağmen sevilebilir.
Her şeye rağmen sevmek... sevilmek ya da...
Gerçekten de güzel ve özel... “Çünkü”ye ve “Eğer”e gerek kalmadan
alıntıdır.
GERİYE DÖNÜP BAKTIĞIMIZDA...
Geriye dönüp baktığınızda, ayıplara, yasaklara, korkulara, tabulara feda edilmiş, 'Ne derler'e kurban verilmiş, son kullanma tarihi geçmiş bir yığın haz, bilinçaltından el sallar...
sezonun ilk türküsü....
Mah Cemalin Güneş Midir Ay Mıdır ???
Mah cemalin güneş midir, ay mıdır
Yüzüne baktıkça bakasım gelir
Kirpiğin ok, hilal kaşın yay mıdır
Alıp şu bağrıma çakasım gelir
Seni gören aşık döner şaşkına
Taş olsa dayanamaz o bakışına
Aslı mısın nesin Allah aşkına
Kerem gibi kendim yakasım gelir
Yandım ateşinle oldum muzdarip
He de kapına kul olam varıp
Canımı sarrafta gerdan yaptırıp
Ak göğsünün üstüne takasım gelir
Tuba ağacında benzersin dala
Dilin örnek olmuş şekere bala
N’olur yüzün dönme Mahmut Erdal’a
Yaşarken canımdan bıkasım gelir
not: çok teşekkür ediyorum..saz muhteşem çalınca icracının işi kolay oluyor:))
12 Eylül 2011 Pazartesi
9 Eylül 2011 Cuma
Gün senin,şenlik senin bayramın kutlu efem
HAYDİN EFELER, GÜN SİZİN..! 9 EYLÜL 1922..İZMİR'İN KURTULUŞU... TÜM İZMİRLİLERE VE TÜRK HALKINA HEDİYEMİZDİR... Eğilmez başın gibi Gökler bulutlu efem Dağlar yoldaşın gibi Sana ne mutlu efem.. Oyna yansın cepkenin Yansın güneşten tenin Gün senin, şenlik senin Bayramın kutlu efem... Sabah yıldızı gibi İçime doğdun efem... Bir yaz güneşi gibi Bağrımı yaktın efem ...Oyna yansın cepkenin Yansın güneşten tenin Gün senin şenlik senin Bayramın kutlu efem... Ömer Bedrettin UŞAKLI
not: BAYAN EFELERİ de unutmadık :)))
2 Eylül 2011 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








