hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Ağustos 2010 Pazar
14 Ağustos 2010 Cumartesi
siren sesi....
siz hiç ambulans sirenini duyduğunuzda mutlu oldunuz mu?..
17 ağustos 1999 da o kabus gecesinin ardından günlerce bir ambulans sesi umut oldu bize..o siren sesi göçük altından birinin sağ çıkması demekti..tanımasakta siren sesi yok olana dek ardından dua etmekti....
günler geçtikçe ,umutlar azaldıkça siren sesleride azaldı..ambulanslar heryerdeydi ama , sessizce görev yapıyoru artık..öyle ya .sağ değilse kurtulan sirene ne gerek vardı...
zor günlerdi,hemde çok zorrr...depremi yaşadıktan sonra gün ağardığında olayın büyüklüğünü gördük..paramız vardı cebimizde ama su alabilecek yer yoktu..bunu fırsat bilen vaziyetten vazife çıkaranlar da türedi sonra başımıza..
acı vardı,en kötüsü de bekleyiş.o gün anladım ki ölüm değildi korkutan beni.sevdiklerinin enkazda kalıp günlerce ulaşılamayışı idi..
birkaç dostum dediğim arkadaşımı kaybettim..daha birçok tanıdık....
o çok sevdiğim türkü 11 yıldır ağlatıyor beni..rahmetli arkadaşım birkaçgün görüşemediğimizde telefon açar merhaba demeden bana bu türküyü dinletirdi..tatlı dillim.....NEREDESİN SEN... anlardım onun olduğunu sen benim telefon sapığım mısın der ,gülüşürdük...
şimdi ben ona diyorum 11 yıldır NEREDESİN SEN..???
şehirdeki o malum koku,hijyen muamması köylere çıktık genelde yemek yemeye...ekmek arası allah ne verdiyse... o kerpiç evler saraydı gözümüzde değiştir deseler değişecek haldeydik o günlerde..
tek yumurta haşlayıp yollayan bile vardı gelen yardımlarda ( dağıtım işinde gönüllü çalıştım.) yardımsever halkım bu kadar duyarlıydı..ama bi yandanda herşey bedava diyerek yalova ya üşüşen diğerleri...
onlar avanta diye yardımlardan pay almaya gelirken,olayı yaşayan bizler ( en azından ailem)herhangi bir kayıbımız yok,çok şükür sağlıklıyız hiç bir yardım boğazımızdan geçmeyecek,ihtiyacı olanlar alsın diye karar aldık..
hatta arabam yalova plaka olmadığından deprem vergisi bile verdim..oysa bir dilekçe yeterliydi...
sonra inadına eğitim dedik..çadırlarda yapılan eğitim . büyük oğlum lise 2 idi o yıl..çadır çöker ,su basar..hala derim çocuklarıma bu felakete rağmen bu başarınız bana hediye..
depreme rağmen zamanın ylv bakanınında destekleriyle ( siyasi görüşü ne olursa olsun insan olarak ona çok şey borçluyuz) yarım olan okulumuzu da bitirdik..
hayat devam etti..gidenler geri gelmedi..suçlular 2-3 ayda çıktı..
rahmetli babam '' para ile satın alınmayacak değerlere sahipseniz zenginsiniz'' derdi.
gerçek kişilikler,dostluklar herşeyherşey kötü günde belli oluyor..ağladık,üzüldük,paylaştık..bu güne geldik ama ...yürekte bişiler hala kanıyor..
işte bu yüzdendir ki hala
maddi bi edinim beni hiç etkilemiyor..45 sn. de gidebilir..
bir daha yaşanmaması dileklerimle...
17 ağustos 1999 da o kabus gecesinin ardından günlerce bir ambulans sesi umut oldu bize..o siren sesi göçük altından birinin sağ çıkması demekti..tanımasakta siren sesi yok olana dek ardından dua etmekti....
günler geçtikçe ,umutlar azaldıkça siren sesleride azaldı..ambulanslar heryerdeydi ama , sessizce görev yapıyoru artık..öyle ya .sağ değilse kurtulan sirene ne gerek vardı...
zor günlerdi,hemde çok zorrr...depremi yaşadıktan sonra gün ağardığında olayın büyüklüğünü gördük..paramız vardı cebimizde ama su alabilecek yer yoktu..bunu fırsat bilen vaziyetten vazife çıkaranlar da türedi sonra başımıza..
acı vardı,en kötüsü de bekleyiş.o gün anladım ki ölüm değildi korkutan beni.sevdiklerinin enkazda kalıp günlerce ulaşılamayışı idi..
birkaç dostum dediğim arkadaşımı kaybettim..daha birçok tanıdık....
o çok sevdiğim türkü 11 yıldır ağlatıyor beni..rahmetli arkadaşım birkaçgün görüşemediğimizde telefon açar merhaba demeden bana bu türküyü dinletirdi..tatlı dillim.....NEREDESİN SEN... anlardım onun olduğunu sen benim telefon sapığım mısın der ,gülüşürdük...
şimdi ben ona diyorum 11 yıldır NEREDESİN SEN..???
şehirdeki o malum koku,hijyen muamması köylere çıktık genelde yemek yemeye...ekmek arası allah ne verdiyse... o kerpiç evler saraydı gözümüzde değiştir deseler değişecek haldeydik o günlerde..
tek yumurta haşlayıp yollayan bile vardı gelen yardımlarda ( dağıtım işinde gönüllü çalıştım.) yardımsever halkım bu kadar duyarlıydı..ama bi yandanda herşey bedava diyerek yalova ya üşüşen diğerleri...
onlar avanta diye yardımlardan pay almaya gelirken,olayı yaşayan bizler ( en azından ailem)herhangi bir kayıbımız yok,çok şükür sağlıklıyız hiç bir yardım boğazımızdan geçmeyecek,ihtiyacı olanlar alsın diye karar aldık..
hatta arabam yalova plaka olmadığından deprem vergisi bile verdim..oysa bir dilekçe yeterliydi...
sonra inadına eğitim dedik..çadırlarda yapılan eğitim . büyük oğlum lise 2 idi o yıl..çadır çöker ,su basar..hala derim çocuklarıma bu felakete rağmen bu başarınız bana hediye..
depreme rağmen zamanın ylv bakanınında destekleriyle ( siyasi görüşü ne olursa olsun insan olarak ona çok şey borçluyuz) yarım olan okulumuzu da bitirdik..
hayat devam etti..gidenler geri gelmedi..suçlular 2-3 ayda çıktı..
rahmetli babam '' para ile satın alınmayacak değerlere sahipseniz zenginsiniz'' derdi.
gerçek kişilikler,dostluklar herşeyherşey kötü günde belli oluyor..ağladık,üzüldük,paylaştık..bu güne geldik ama ...yürekte bişiler hala kanıyor..
işte bu yüzdendir ki hala
maddi bi edinim beni hiç etkilemiyor..45 sn. de gidebilir..
bir daha yaşanmaması dileklerimle...
29 Nisan 2009 Çarşamba
dost musun???
dost musun?
>>Öyleyse canın canımdır...
>>Aynan olmalıyım...
>>Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
>>Hem sakınmadan, mertçe...
>>Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
>>Ne şekil gelirse, öylece...
>>Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
>>Seni de dupduru isterim karşımda...
>>Dostsan,
>>Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
>>Arkamdan şikayetlenme!
>>Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
>>Lâf değil, icraat beklerim senden!
>>Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
>>Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
>>Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
>>Dil dönerken söylenmeli her şey...
>>Kulak duyarken anlatılmalı...
>>Göz bakarken bakmalıyım sana...
>>Can sağ iken sarılmalı...
>>Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
>>Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....
>>Hayır!
>>Dirime selâm vermeyen,
>>Ölüme de fazla yaklaşmasın!
>>Dostsan, ölmemi bekleme!
>>Haklıysam, yaşarken savun beni!
>>Yaşarken yanımda ol!
>>İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
>>Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
>>Her söylediğimi onaylaman şart değil...
>>Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
>>Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
>>Yadırgayabilirsin beni,
>>Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
>>Kandırmanı aslâ kabul edemem!
>>Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
>>Beni, bana sormadan yargılama!
>>Her yediğimiz aynı olmaz belki,
>>Her dakikamız birlikte geçmez...
>>Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
>>Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
>>Belki her çağırdığında gelemem fakat,
>>Derdine ortak ararsan, koşarım...
>>Ben de herkes gibi insanım elbet,
>>Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
>>Senin işin bu değil!
>>Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...
>>Dostsan,
>>Küçümsemeden, küfretmeden,
>>Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
>>Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,
>>ama...
>>Yorulduğum zamanlarda,
>>Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
>>Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
>>Ve bir deli kadar art niyetsiz...
>>Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
>>Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
>>Başkaları enayilik sayabilir,
>>Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
>>Bunları dert bile etmem, ama,
>>Sen, aslında aptal olmadığımı,
>>Her an, tekrar tekrar hatırla!
>>Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
>>Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
>>Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
>>Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
>>Neyse, o olmalı insan...
>>Kendisi olmaktan korkmamalı!
>>Kendisi olmaktan kaçmamalı!
>>Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
>>Ben olduğum için bırakırsan beni,
>>Yas da tutmam arkandan!
>>Bedel mi?
>>Ödemeyeceksen çıkma yola!
>>İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
>>Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
>>Dostsan, mevsimince yağ...
>>Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
>>Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
>>Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
>>Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
>>Belki de çok geldi bunca talep...
>>Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
>>Sana fazla geldiğim ilk anda,
>>Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
>>Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden...
>>Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama,
>>Gitmeye davranırsam bir gün,
>>Sen de karşımda set olma!
>>Dost musun?
>>Öyleyse, canın canımdır,
>>Yoluna baş koymaya hazırım ya,
>>Başını da yollarımda isterim, unutma!
>>
>>Öyleyse canın canımdır...
>>Aynan olmalıyım...
>>Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
>>Hem sakınmadan, mertçe...
>>Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
>>Ne şekil gelirse, öylece...
>>Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
>>Seni de dupduru isterim karşımda...
>>Dostsan,
>>Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
>>Arkamdan şikayetlenme!
>>Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
>>Lâf değil, icraat beklerim senden!
>>Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
>>Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...
>>Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
>>Dil dönerken söylenmeli her şey...
>>Kulak duyarken anlatılmalı...
>>Göz bakarken bakmalıyım sana...
>>Can sağ iken sarılmalı...
>>Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
>>Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....
>>Hayır!
>>Dirime selâm vermeyen,
>>Ölüme de fazla yaklaşmasın!
>>Dostsan, ölmemi bekleme!
>>Haklıysam, yaşarken savun beni!
>>Yaşarken yanımda ol!
>>İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
>>Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
>>Her söylediğimi onaylaman şart değil...
>>Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
>>Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
>>Yadırgayabilirsin beni,
>>Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
>>Kandırmanı aslâ kabul edemem!
>>Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
>>Beni, bana sormadan yargılama!
>>Her yediğimiz aynı olmaz belki,
>>Her dakikamız birlikte geçmez...
>>Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
>>Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
>>Belki her çağırdığında gelemem fakat,
>>Derdine ortak ararsan, koşarım...
>>Ben de herkes gibi insanım elbet,
>>Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
>>Senin işin bu değil!
>>Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...
>>Dostsan,
>>Küçümsemeden, küfretmeden,
>>Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
>>Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,
>>ama...
>>Yorulduğum zamanlarda,
>>Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
>>Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
>>Ve bir deli kadar art niyetsiz...
>>Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
>>Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
>>Başkaları enayilik sayabilir,
>>Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
>>Bunları dert bile etmem, ama,
>>Sen, aslında aptal olmadığımı,
>>Her an, tekrar tekrar hatırla!
>>Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
>>Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
>>Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
>>Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
>>Neyse, o olmalı insan...
>>Kendisi olmaktan korkmamalı!
>>Kendisi olmaktan kaçmamalı!
>>Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
>>Ben olduğum için bırakırsan beni,
>>Yas da tutmam arkandan!
>>Bedel mi?
>>Ödemeyeceksen çıkma yola!
>>İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
>>Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
>>Dostsan, mevsimince yağ...
>>Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
>>Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
>>Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
>>Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
>>Belki de çok geldi bunca talep...
>>Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
>>Sana fazla geldiğim ilk anda,
>>Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
>>Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden...
>>Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama,
>>Gitmeye davranırsam bir gün,
>>Sen de karşımda set olma!
>>Dost musun?
>>Öyleyse, canın canımdır,
>>Yoluna baş koymaya hazırım ya,
>>Başını da yollarımda isterim, unutma!
>>
yaşadığımız an ' ın kıymeti
MURATHAN MUNGAN'DAN
Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan, hatta ardından bir tane
daha kendimizi. Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar,
onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız.
Bundan sonra ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için
öfkeleniriz. Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu
olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli
olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.
Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır.Eğer şimdi değil ise
nezaman? Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. Yaza kadar,Sonbahara kadar,Kışakadar,Maaş gününekadar, Şarkınız
söylenenekadar, Emekli olanakadar,Ölene kadar....
MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE
BULUNDUĞUNUZ "AN" DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK iÇİN
BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.
MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL,BİR YOLCULUKTUR. PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU
İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA.
OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR
Unutmayın "YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR
Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan, hatta ardından bir tane
daha kendimizi. Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar,
onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız.
Bundan sonra ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için
öfkeleniriz. Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu
olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli
olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.
Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır.Eğer şimdi değil ise
nezaman? Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır.
En iyisi bunu kabul edip, her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir.
En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza'ya aittir. Der ki; "Uzun
zamandan beridir hayatın -gerçek hayatın- başlamak üzere olduğu
izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel,
öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek
zaman, ödenecek bir borç oldu.
Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı."
Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur.
Öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu,
Vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için ona daha fazla değer verin.
Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez. Öyleyse, Okulu bitirene
kadar, 100 milyar kazanana kadar Çocuklarınız olana kadar,Çocuklarınız
evden ayrılana kadar, İşe başlayana kadar,Evlenene kadar,Cuma gecesine
kadar,Pazar sabahına kadar, Yeni bir araba, yada ev alana
kadar,Borçları ödeyene kadar,İlkbaharakadar,
En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza'ya aittir. Der ki; "Uzun
zamandan beridir hayatın -gerçek hayatın- başlamak üzere olduğu
izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel,
öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek
zaman, ödenecek bir borç oldu.
Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı."
Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur.
Öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu,
Vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için ona daha fazla değer verin.
Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez. Öyleyse, Okulu bitirene
kadar, 100 milyar kazanana kadar Çocuklarınız olana kadar,Çocuklarınız
evden ayrılana kadar, İşe başlayana kadar,Evlenene kadar,Cuma gecesine
kadar,Pazar sabahına kadar, Yeni bir araba, yada ev alana
kadar,Borçları ödeyene kadar,İlkbaharakadar,
söylenenekadar, Emekli olanakadar,Ölene kadar....
MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE
BULUNDUĞUNUZ "AN" DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK iÇİN
BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.
MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL,BİR YOLCULUKTUR. PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU
İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA.
OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR
Unutmayın "YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)